Anne-Babaların sahip oldukları tutumlar ve tutumların çocuklar üzerindeki etkileri konusunda yapılan çalışmalar, çeşitli anne-baba tutumları olduğunu; anne ve babaların bile aynı çocuk üzerindeki tutumları kendi içlerinde farklılık gösterebildiğini ortaya koymaktadır. Anne-babalar olarak aşırı koruyucu, otoriter, tutarsız, mükemmeliyetçi, reddedici ya da demokratik bir tutuma sahip olabilir.

Aşırı Koruyucu Anne-Baba Tutumu

Anne-babalar çocukları ile ilişkisinde aşırı korumacı bir tutuma sahip olabilirler. Aşırı korumayı, çocuğa gerektiğinden fazla özen ve ilgi gösterme olarak anlayabiliriz. Bu tutuma sahip ebeveynler, çocuğun yapabileceği pek çok şeyi kendileri yaparak çocuğun sorumluluk almasına fırsat vermezler. Çocuğun hasta olmaması için çok fazla çaba gösterirler. Çevreyi çocuk için sürekli tehlikeli görürler, çocuğu sürekli korumaya çalışırlar, bu yüzden de hep çocuğun yanında kalmak isterler. Yani, tıpkı çocuğu cam bir fanus içerisinde yetiştirme çabası gibi.

Çocuklar bütün alanlarında ve her anlarında fazlaca var olan, her yeri kaplayan anne- babaları pek de istemezler. Çünkü çocuğa nefes alacak alan bırakmazlar. Bu tutuma sahip ebeveyn çocuğun iç dünyasında aslında nüfuz eden, zorbalık yapan bir anne-baba imgesi oluşturma ihtimali çok yüksektir. Çünkü aslında çocuğun kendi benliğinin ortaya çıkmasına izin verilmediğinden çocuk için bu aşırı koruma ve var olma bir bakıma şiddettir. Yani, içimizdeki aşk belli bir ölçüyü geçince bir el koymaya dönüşmektedir. Yokluk deneyimi çocuk için gereklidir. Düşlem, arzu, düşünce gelişimi ve ruhsal kapasitenin gelişmesi için.

Böyle bir tutum karşısında çocuk hep ebeveyne yaslanır, bağlılık iç içe geçmiş bir bağımlılığa dönüşür. Böyle bir ilişki içinde çocuktan özgüven geliştirmesi, kendi kendine yetebilmesi, sorunlar karşısında kendi kendini teskin edebilmesini beklemek de mümkün olamayacaktır. Tabii ki akademik başarısı ve okula uyumu da bu ilişki karşısında olumsuz etkilenebilecektir. Çünkü anne-baba çocuğa öğrenme ve bağımsız olma konusundaki kapasitesine inandıklarını gösteren mesajlar iletmez, düşünme, üretme, hata yapma ve hatalarından öğrenme fırsatı da vermemiş olur. Çocuk da ‘ben düşünemem, annem-babam düşünsün.’ Diyerek zihinsel işlevlerinde dahi anne-babaya yaslanır. Sevildiğini hissetse bile kendini bir çok konuda yetersiz görebilir. Stresle baş etme konusunda yetersizlik yaşayabilir. Kendi başına kararlar almakta zorlanır.

Böyle bir ilişki sonucunda çocuk; kendini korumayı öğrenemediği için savunmasız, çabuk uyum gösteren, utangaç, çekingen özellikleri olan bir kimlik Anne baba ise anne ve baba kimliklerine hapsolup diğer rollerini unutabilirler ve bu da oldukça yıpratıcı, tüketici olur.

Aşırı İzin Verici Anne-Baba Tutumu

Anne-baba-çocuk ilişkisinde merkezde her zaman çocuk vardır. Ailede söz sahibi çocuktur. Çocuğun isteklerine ve arzularına göre hareket edilir. İstekleri mantıksız olsa bile yerine getirilir. Çocuğa herhangi bir sınır konmaz. Sınırsız özgürlük sunulur. Çocuğun uyumsuz davranışları dahi hoşgörü ile karşılanır.

Bu tutum karşısında çocuklar; sorumluluk almazlar. Üretmek ve başarmak için çaba göstermek istemezler. Memnuniyetsiz ve doyumsuz olabilirler. Özdenetim ile ilgili sorunlar yaşarlar. Empati becerisi zayıf olur. Bencil ve kibirli olurlar. etrafındakileri onun ermine amade olmasını isterler. Dış dünyanın çerçevesine uymak değil, dş dünyanın onun çerçevesine uymasını isterler.

Anne babalar çocuğa özgüveni gelişsin, dışadönük olsun diye aşırı hoşgörülü ve izin verici davranır ancak, bunu yaparken çocuğa karşısındaki kişilerin hakkını gözetmeleri, düşüncelerine saygı duymaları gerektiğini öğretmemiş olurlar.

*Yazının devamı için bloğumuzu sonraki haftalarda da takip edin…