Ebeveynler olarak çocuklarımızı yetiştirirken belki de en hassas olduğumuz konudur, mahremiyet. Özellikle son yıllarda artan cinsel istismar vakaları ile de bu konudaki hassasiyetimiz git gide artmaktadır. Haklı olarak, “Ne yapsak, nasıl davransak, nasıl anlatsak da çocuklarımızı istismardan korusak, aynı zamanda da kendilerini bundan korumanın yollarını öğretsek ? ” diye düşünür dururuz ve endişeye kapılırız. Aklımızdaki bu soru işaretini ve içimizdeki bu endişeyi gidermek adına çocuklarımızla mahremiyet konusunu nasıl ele alabileceğimiz üzerinde duralım.

 

            Çocuklarımızla mahremiyet konusu üzerinde dururken odaklanabileceğimiz ilk nokta “özel bölge” kavramı olabilir. Mahremiyet konusu çocuklarımızla 3,5-4 yaşlarında üzerinde durmamız gereken bir konudur. 3 yaştan itibaren yavaş yavaş mahremiyet konusu üzerinde durmaya başlayabiliriz. Bu yaşlara kadar mahremiyet konusu üzerinde durmamıza pek de gerek yoktur.

 

            Çocuklar henüz 2 yaşındayken hangi cinsiyete ait olduğunun ve cinsler arasındaki anatomik farklılıkların farkına tam anlamı ile varamazlar. Ancak cinsiyet farkını yavaş yavaş hissetmeye başlarlar. 3 yaşta annenin anatomik yapısının babadan farklı olduğunu görür ve bunun farkına varır. Ortalama 3 yaş ile birlikte anal döneme geçiş aracılığıyla da hayatlarına tuvalet öğrenimi süreci girer. Bu süreçle de birlikte cinsiyetler arası farklılıklara, özel bölgelere yönelik farkındalıkları ve ilgileri artar. Dolayısıyla, mahremiyet konusu çocuklarımıza aktarmamız gereken önemli bir konu olsa da telaşa kapılıp daha henüz çocuk kendi bedeninin dahi farkında olmadığı yaşlarda bu konuya yoğunlaşmamız anlamlı ve faydalı olmayacaktır.

 

            Tuvalet öğrenimi süreci çocukların bedenlerindeki özel bölgeleri ile tanışmalarını da sağlayan bir süreçtir. Çocuğumuzun 2-3 yaşlarındayken, bu sürece başladığımız ilk zamanlarda her konuda olduğu gibi tuvalet konusunda da öğrenim sağlayabilmesi ve beceriyi kazanabilmesi açısından biz ebeveynlerini gözlemlemesi, model alması gerekir. Dolayısıyla, bu aşamada “Eyvah, mahremiyeti öğrenemeyecek. Bizi tuvalette görmesin.” şeklinde düşünerek telaşa kapılmamalıyız. Ancak, tabi ki, tuvalet öğrenimi süreci oturduğunda (ortalama 3,5 yaş) artık bizleri tuvalette görmesine gerek kalmayacaktır. Bu aşamadan itibaren, çocuğun tuvalet temizliğini yavaş yavaş kendisine devretmeye başlamak, “özel” kavramı üzerinde durmak faydalıdır. Bu yaşlarda çocuklar teşhirci ve röntgencidir. Bu, çocukluk döneminde oldukça normaldir. Yani, hem etrafındakilerin özel bölgelerini görme hem de tuvaletten giyinmeden çıkma, evde çıplak dolaşma vb. davranışları olabilir. Bu noktada, “Bu şekilde evde dolaşılmaz, bak kim dolaşıyor ? Lütfen külodunu giy, şortunu giy öyle dolaş. Çünkü bu özel bölgen, sana özeldir.” diyerek çocuğun medeniyetleşmesini sağlamak adına sınır koymak önemlidir. Söylenmesi uygun olan kelime “özel” kelimesidir. “Aa hemen üstünü giy, o şekilde dolaşamazsın çok ayıp!” şeklinde bir tepki doğru olmayacaktır. Çocuğun cinsel meraklarını “ayıp” olarak etiketlememeliyiz. Çünkü cinsellik ayıp değildir ve bu şekilde ilişkilendirilmemelidir.

 

            Tuvalet temizliğini yavaş yavaş çocuğumuza devrederiz, “özel” diyerek tuvalet esnasında ya da üstünü değiştirirken kapıyı kapatmasını söyleriz ancak banyo yaparken yanlarında oluruz, onlara yardım ederiz. Bu durumda kendimizle çelişebiliriz. “Özel” kavramı bu anda uçup gider. Çocuğumuzun kafa karışıklığı yaşamaması için 5 yaş ile birlikte banyo esnasında mayo giyinmesi konusunda destekleyebiliriz. Çocuğumuzun ilkokula başladığında tuvalet, banyo gibi öz bakım ihtiyaçlarını kendisi karşılamaya hazır gelmesi mahremiyet sınırları açısından faydalı olacaktır. Bu noktada, ebeveyn olarak “aman o kendisi iyice temizleyemez, şöyle güzelce köpürtüp poposunu yıkayayım.” şeklinde düşünerek kendi içimizi rahatlatıyor olabilir miyiz ? Bu düşünceden uzaklaşarak çocuğumuza fırsat vermek mahremiyet sınırlarını korumamız açısından oldukça önemlidir.

 

            Çocuklara özel bölgelerimizin iç çamaşırının ya da mayonun altında kalan yerlerimiz ve ağzımızın olduğunu söyleyebiliriz. Özel bölgelere çeşitli isimler (kutu, kuş vb.) takmamamız gerekir. “Özel bölgeler çok hassas bölgeler olduğu için özeldir.” diyebiliriz. Özel bölgelerimize başka kişilerin dokunmaması gerektiğini, ancak doktorların anne veya babalar yanlarında ise dokunabileceğini; öğretmeninin ise anne ve babası destekliyorsa temizlemek için dokunabileceğini belirtebiliriz. “Hiç kimse senin özel bölgene senden izinsiz ve zorla dokunamaz. Eğer, bir kişi bu şekilde davranırsa hayır de, yüksek sesle bağır ve oradan uzaklaşarak güvendiğin kişinin yanına git. Bu yaşadığın olayı da hemen o kişiye anlat.” şeklinde bir konuşma ile çocuklarımızı istismardan koruyabiliriz. Güvenebileceği kişilerin kimler olabileceği hakkında da sohbet edebiliriz. Kadın ve erkek bedeni arasındaki farklılıklara kısaca değinebiliriz. Ayrıca, iyi ve kötü dokunuşlar üzerinde de durabilirsiniz.

 

            Dedelerimiz, ninelerimizin geleneksel tutumlarla özellikle erkek torunlarının özel bölgelerine dokunmalarıyla, “göster oğlum pipini” şeklinde söylemleriyle maalesef mahremiyet sınırlarını ortadan kaldırmaktadırlar. Bu durumların önüne geçmek adına ebeveyn olarak çocuğumuzun çevresindeki yetişkinleri de düşünceleriniz hakkında bilgilendirmek önemli olacaktır. Ayrıca, zaman zaman farında olmadan ebeveyn olarak bizler de çocuklarımızın dudaklarına masum öpücükler kondurabilmekteyiz. Bu masum öpücükler çocuklarımız için cinsel olarak oldukça uyarıcı olabilmektedir. Öncelikle, ev içerisinde çocuğumuzun beden sınırlarına özen ve saygı göstermemiz gerekir ki çocuklarımız da dış dünyada kendi beden sınırlarını koruyabilsinler.

           Mahremiyet konusu yalnızca çocuğumuzun cinsel gelişimi için önemli değil, genel psikolojik işleyişi ve sağlığı ile bir bütündür. Her konuda olduğu gibi çocuğumuzun yaşına ve gelişim dönemine uygun şekilde yeterli ve yeterince bilgiler vermemiz  mahremiyet ve beden sınırları konusu için de geçerlidir.

 

Uzm.Psk.Kübra Turan-Küçük Adımlar Anaokulu